| KUŞLARIN
HAYALİ EVRİMİ VE
ARCHAEOPTERYX YANILGISI
Bilim ve Ütopya dergisinin Kasım
1998 tarihli nüshasında Ümit Sayın imzasıyla yayınlanan “Uçtu
Uçtu Dinozor Uçtu” başlıklı yazıda üzerinde en çok durulan
sözde ara form fosili, 150 milyon yıl kadar önce yaşamış olan Archæopteryx
adlı kuştu. Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı, “Archæopteryx”
isimli fosili konu edinmişti, ama konuyla ilgili aktardığı bilgiler
ve yaptığı yorumlar, sözkonusu yazarın bu konuda çok yüzeysel bilgiye
sahip olduğunu ve elindeki konuyla ilgili bir iki makalenin başını-sonunu
tercüme edip yayınladığını gösteriyordu. Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, gerçeklerle ilgisi bulunmayan masallar anlatmıştı.
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, evrimci yazılardan topladığı şemalarla sanki Archæopteryx
konusunu uzun uzun araştırmış ve bu konuyu çok iyi biliyormuş gibi
bir izlenim vermeye çalışmıştı. Ama ne yazık ki kendisinin tüm iddialarını
bundan yıllar önce çürütmüş olan son fosilden (7. Archæopteryx
fosili) hiç haberi yoktu.
Archæopteryx ile ilgili
iddiaları bilimsel bulgular ışığında inceleyelim.
• Archæopteryx ara form değil, mükemmel
bir kuştur
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, Archæopteryx isimli nesli tükenmiş bir kuş türünün, bir dinozor
olduğunu ve bu canlının sürüngenlerden kuşlara geçiş formu olduğunu
iddia etmektedir: “Archæopteryx tam olarak uçamayan, bir planör
gibi havada süzülebilen, pençeli ayakları olan, tüylü güvercin büyüklüğünde
bir sürüngen, bir dinozordur ve sürüngenlerden kuşlara geçişin iyi
bir örneğini teşkil eder.” Bilim
ve Ütopya dergisinin yazarı Ümit Sayın bu iddiasına delil
olarak da kuşlarda rastlanan sternum (göğüs kemiği) isimli kemiğe
Archæopteryx fosillerinde rastlanmamasını göstermektedir.
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı şunu demek istemektedir: kuşların uçmaları için sternum isimli
kemiğin varlığı şarttır. Bu kemik bütün kuşlarda vardır. Ama Archæopteryx
fosillerinde sternum kemiği yoktur. Demek ki Archæopteryx kuş değildir.
Kanatları vardır ama uçamamaktadır.
Oysaki Ümit Sayın yanılmaktadır.
Archæopteryx’in sternum kemiği vardır. Bu gerçek, 1992 yılında
bulunan son Archæopteryx fosiliyle ispatlanmıştır. Söz konusu Archæopteryx
fosilinin güçlü kanat çırpmayı sağlayan kemikleşmiş bir sternuma
sahip olduğu, dolayısıyla mükemmel bir biçimde uçabildiği kesinleşmiştir.
(Jean Philippe Noel, “Les Oiseaux de la Discorde”, Science
et Vie, Ekim 1997, no: 961, s.82)
Bu Archæopteryx fosili, evrimci
çevreler arasında çok büyük şaşkınlık uyandırmış ve 1992 yılından
itibaren Archæopteryx’le ilgili tüm değerlendirmeler yeniden
ele alınmıştır. Örneğin, saygın bilim dergisi Nature, 1996 yılında
Archæopteryx’le ilgili şunları belirtmiştir:
“Son bulunan yedinci
Archæopteryx fosili, uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama
hiçbir zaman ispatlanamayan bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığını
gösteriyor. Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona
dayalı, ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu
gösteriyor.” (Nature, vol. 382, 1 Ağustos 1996, s.401)
Bu bulgu, Archæopteryx’in tam uçamayan bir yarı-kuş
olduğu yönündeki iddiaları temelden yıkmıştır. Günümüzün en ünlü ornitoloji
(kuşbilim) uzmanı olan North Carolina Üniversitesi’nden Prof.
Dr. Alan Feduccia, Archæopteryx’in modern bir kuş olduğunu şöyle
ifade etmiştir: “Şu
sonuca varıyorum ki, Archæopteryx ağaçlarda yaşamaktaydı ve uçucuydu,
aerodinamik açıdan belirgin bir biçimde gelişmişti... Archæopteryx
modern anlamda bir kuştur.” (Feduccia Alan, “Evidence
from Claw Geometry Indicating Arboreal Habits of Archæopteryx”,
Science, cilt 259, s.792, 5 Şubat 1993)
Bu ifadeler çok açıktır. Archæopteryx uçucu modern bir
kuştur. Ama son bulunan Archæopteryx fosilinden habersiz olan Bilim
ve Ütopya yazarı, bilgisizliğin verdiği cesaretle yazısının tamamında
“Archæopteryx kuş değildir çünkü uçamıyordu” iddiasını
işlemiştir. Bilim
ve Ütopya dergisinin yazarının, bu mesnetsiz iddiasıyla, “Archæopteryx”
kelimesinin nasıl telaffuz edildiğinden bile haberi olmayan bilgisiz
ve dogmatik materyalistleri kolayca kandıracağı şüphesizdir. Ama
bu iddiaların hiçbir bilimsel değerinin bulunmadığı da açıktır.
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarının Archæopteryx’le ilgili iddialarını çürütmek için
sadece bu dahi yeterlidir. Bununla birlikte Archæopteryx’in
bir ara form değil normal bir kuş olduğunu gösteren diğer delilleri
de sıralıyoruz.
Archæopteryx’in bir sürüngen
değil tam bir kuş olduğunu ispatlayan diğer bir kanıt, bu canlının
kanatları ve tüyleridir. Archæopteryx’in kanatları, tüyleri
ve anatomik yapısı üzerinde yapılan araştırmalar bu canlının tüylerinin
ve kanatlarının günümüz kuşlarınınki kadar mükemmel ve eksiksiz
olduğunu, Archæopteryx’in tam bir uçucu kuş olduğunu göstermiştir.
Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Palmer Douglas, Archæopteryx’in
kanat tüylerinin gelişmişliğini şöyle belirtmektedir:
“Çarpıcı bir biçimde,
150 milyon yıl yaşındaki meşhur, Geç Dönem Jurasik kuşu Archæopteryx’in
kanat tüyleri, halihazırda oldukça gelişmiş düzeydedir ve
aerodinamik asimetrisi ve yapısal inşası ile günümüz kuşlarıyla
kıyaslanabilecek ölçüdedir.” (Palmer Douglas, “Learning
to Fly”, New Scientist, cilt 153, sf.44, 1 Mart 1997)
Archæopteryx’in kanatlarının
modern kuşlarınkiyle aynı olduğu evrimci Alan Feduccia tarafından
da dile getirilmiştir. Science dergisinde yer alan bir makalesinde
Alan Feduccia şunları söylemektedir: “Archæopteryx
modern kuşlarda bulunan ve 150 milyon yıllık bir evrim sürecinde
yapısal ayrıntıları değişmemiş tüylere sahip. Buna tüylerin mikroskobik
yapısı da dahil...” (Alan Feduccia, “Evidence from Claw
Geometry Indicating Arboreal Habits of Archæopteryx”, Science,
cilt 259, s.792, 5 Şubat 1993)
Archæopteryx’in anatomik yapısı da onun uçabilen
eksiksiz bir kuş olduğunu ispatlamaktadır. Bu konuda, Olson, Storrs
ve Feduccia’nın yıllar süren araştırmaları Archæopteryx’in
kas ve kemik yapısının onun kanat çırpmasına ve güçlü bir uçucu olmasına
tamamen elverişli olduğunu göstermiştir. “Archæopteryx’in,
karada koşarak avlanan yırtıcı bir hayvan olması gerekmemektedir.
Archæopteryx’in göğüs kemeri yapısında, onun güçlü bir uçucu
olmasını engelleyecek hiçbir şey yoktur.” (Olson, Storrs,
Feduccia, “Flight Capability and the Pectoral Girdle of Archæopteryx,
Nature, vol. 278, Mart 15, 1979, s.248)
Archæopteryx’in tam bir
kuş olduğunu gösteren delilleri çoğaltmak mümkündür. Bu gerçek, 1994
yılında Çin’de bulunan ve Archæopteryx’ten daha yaşlı
olan gerçek kuş fosilinin bulunmasıyla tam olarak ortaya çıkmış ve
Archæopteryx’in kuşların atası olduğu iddiası tamamen terkedilmiştir.
Confuciusornis Sanctus
ismi verilen bu kuşla ilgili olarak Science et Vie isimli dergide
şu yorum yer almıştır:
“Confuciusornis
Sanctus adı verilen fosili inceleyen Çinli ve Amerikalı paleontologlara
göre ortada birinci dereceden bir keşif söz konusuydu. Bir tavuk
büyüklüğündeki bu uçucu kuş 157 Milyon yıl yaşındaydı. Her ne kadar,
tarihlendirmede bazı tereddütler olsa da, yine de Archæopteryx’ten
daha yaşlıydı.” (Jean Philippe Noel, “Les Oiseaux de
la Discorde”, Science et Vie, no: 961, s.83, Ekim 1997)
Kısacası, evrimciler tarafından
tüm kuşların en eski atası sayılan Archæopteryx’den daha yaşlı
olan bu kuş, Archæopteryx’in bütün kuşların ilkel atası olduğu
yönündeki evrimci tezleri tamamen çürütmektedir. (Pat Shipman, “Birds
do it. Did Dinosaurs?”, New Scientist, 1 Şubat 1997, s.31)
• Evrimcilerin
kaynak çarpıtma yöntemleri
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, Archæopteryx’in kuşların atası olmadığına delil olarak
Evrim Aldatmacası isimli kitapçıkta gösterilen kaynakta böyle bir
ifadenin bulunmadığını iddia etmiştir. Oysa
Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı yalan söylemektedir. Evrim
Aldatmacası isimli kitapçıkta delil olarak gösterilen kaynakta,
Archæopteryx’in kuşların atası olmadığı çok açık ve çok net
biçimde ifade edilmektedir. Söz konusu kaynakta (Discover, “Old
Bird”, 21.3.1997) fotoğrafın üstünde büyük harflerle tam olarak
şu ifadeler yer almaktadır:
“KUŞLARIN KÖKENİ
NEDİR? BU FOSİL (LIAONINGORNIS) BUNUN DİNOZORLAR OLMADIĞINI SÖYLÜYOR.”
(“Whence came the birds? This fossil suggests that it was
not from dinosaur stock”)
Bu ifadeler çok açıktır. Discover Dergisi, kuşların
atasının dinozorlar olmadığını açıkça söylemektedir. Benzeri cümleler
yazının içinde de yer almaktadır. Yazıda, Archæopteryx’in kuşların
atası olamayacağı anlamına gelen çeşitli bilgiler sunulduktan sonra
ünlü ornitolojist (kuşbilimci) Alan Feduccia’nın şu sözleri
aktarılmaktadır: “Kuşların
ortak ataları dinozorlardan onmilyonlarca yıl önce yaşamışlardır
ve dolayısıyla DİNOZORLARLA ALAKALARI BULUNMAMAKTADIR... Bunun manası
şudur: Kuşların tarihi Archæopteryx’ten çok daha öncesine
dayanmaktadır. Ama bizim bu dönem hakkında herhangi bir bilgimiz
mevcut değildir” (“... must have lived tens of millions
of years earlier and was therefore not likely a dinosaur.. That
means there was a much earlier period of avian history that preceded
Archæopteryx, which we know nothing about.” Discover,
“Old Bird”, 21.3.1997)
Görüldüğü gibi, Alan Feduccia açıkça “Archæopteryx
kuşların atası değildir” demektedir. Hal
böyleyken, Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı, sıkışınca tüm
evrimcilerin yaptığı gibi yalana başvurmakta, “Discover dergisinde,
Archæopteryx kuşların atası değildir manasına gelen bir ifade yok”
demek suretiyle kaynağı çarpıtmaya çalışmaktadır.
Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı Ümit Sayın'ın yalancılığını
(kendi deyimiyle anti-bilimciliğini) ortaya koyan Discover Dergisi’nin
ilgili kısımlarını ilişikte yayınlıyoruz. Ümit Sayın, İnternet’ten
bulduğu ve isteyenlere göndermeyi vadettiği uydurma belge yerine
burada sunduğumuz Discover Dergisi’nin orijinalini çoğaltıp
yollayabilir.
Ümit Sayın, işine gelmeyen belgeleri
yokmuş gibi göstermeye çalıştığı gibi, pek çok bilimsel yayını da
çarpıtarak kendi gerçekdışı iddialarının kaynağı varmış gibi göstermeye
çalışmaktadır. Üstelik, bu kaynakların numaralarını yazısının çeşitli
yerlerine serpiştirerek sanki iddia ve yorumlarının bilimsel delili
varmış havası vermeye çalışmaktadır.
Ümit Sayın’ın yaptığı göz
boyamaktan ibarettir. Okuyucunun Nature, Science, Scientific American
gibi kaynaklara ulaşma güçlüğünü fırsat bilerek isimlerini ardarda
sıraladığı bu kaynakların arkasına saklanmaktadır:
“Fosillerin evet
dediği, evrimi desteklediği konusunda ABD’de ve Avrupa’da
tonlarca makale ve kitap yazılmıştır. Discover, Scientific American,
New Scientist, Science, Nature, National Geographic, vb. dergilerde
her yıl evrimin geçerli bir kuram olduğunu savunan, mekanizmaları
her gün biraz daha gün ışığına çıkaran binlerce makale yazıldığı
halde...”
Ortada evrimle ilgili birçok
yayın ve makale olduğu doğrudur. Fakat bunlar, Evrim Teorisi’ni
ayakta tutabilmek için başvurulan bir takım varsayımlar, senaryolar,
tartışmalar ve spekülasyonlardan ibarettir. Bu yayınların her sayısı
Evrim Teorisi’nin binlerce çözümsüz, ihtilaflı ve çelişkili
konusuna açıklama getirmeye çalışan makalelerle doludur.
Söz konusu makaleler evrimin mekanizmalarını
gün ışığına çıkarmak şöyle dursun, bizzat evrimcilerin çaresiz ifadeleri,
itirafları ve aralarındaki fikir ayrılıkları ile doludur. Pek çok
evrimci yayında, daha önceki evrimci tezleri yalanlayan ve açmazlarını
ortaya koyan makalelere sık sık rastlamak mümkündür.
Fakat Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, gerçekte evrimcilerin çelişkilerinin gözler önüne serildiği
bu yayınları, sanki Evrim Teorisi’ni destekleyen yayınlarmış
gibi lanse etmekten çekinmemektedir.
Charles Dawson’larla, Ernest
Haeckel’lerle aynı yolda olduğu anlaşılan Bilim ve Ütopya
dergisinin yazarına hatırlatırız ki böyle ucuz yalanlarla
ancak teoriye körü körüne inanan dogmatik materyalistleri yanıltabilir,
aklı başında okuyucuların ise bu tür sahtecilik yöntemlerine itibar
etmeyecekleri açıktır.
• Evrimcilerin teoriye
körü körüne inanışları
Evrimcilerin ortak özelliği,
teorilerine dogmatik biçimde körü körüne bağlı olmalarıdır. Bunlar,
Evrim Teorisi’ni doğrudan doğruya ideolojik sebeplerle benimsemekte,
sonra da buna delil aramaya başlamaktadırlar. Evrimcilerin
teoriye olan inançları bilimsel gerekçelere dayanmadığı için, Evrim
Teorisi’ni çürüten bilimsel kanıtların ortaya konması da teoriye
olan dogmatik bağlılıklarını hiç etkilememektedir. Getirilen deliller
ne derece güçlü olursa olsun, evrimciler bunları mutlaka görmezlikten
gelmektedirler.
Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı da bu modelin tipik bir örneğidir. Evrim Teorisi’ne
olan bağlılığı, Marksist ideolojiye, özellikle de Maoizm'e olan
bağlılığından kaynaklanmaktadır. Bunu da yazısının her satırında,
kurduğu her mantıkta, yaptığı her yorumda ortaya koymaktadır.
Örneğin, yazısında “Archæopteryx
‘in uçan bir dinozor olmasının evrim kuramının doğruluğu ve
geçerliliği açısından fazla bir önemi yoktur. hiçbir geçiş fosili
bulunmasa bile bu evrim kuramını çökertmez” ifadesini kullanmaktadır.
Benzeri mantıkta cümleleri yazısının çeşitli yerlerinde defalarca
tekrarlamaktadır:
“Varsayalım ki, henüz hiçbir fosil
bulamadık; bu tüm ara canlıların kaybolduğunu, doğaya karıştığını
gösterir.”
“Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı!
Bu bile evrim kuramını çökertmez, çünkü fosiller, Archæopteryx
ve diğer geçiş hayvanları sadece mekanizmaların izahı için gereklidir.”
Yani Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarına göre, evrime inanmamız için bu sürecin gerçekten yaşanmış
olduğunu gösterecek fosillere ve diğer delillere gerek bulunmamaktadır,
kanıt bulunmasa bile evrime mutlaka inanmak gerekmektedir!
Oysa ki, eğer bir evrim yaşanmışsa
ara formlara ilişkin kanıtların fosil kayıtlarında mutlaka bulunması
gerekmektedir. Bu ara formların fosilleri bulunamadığı sürece Evrim
Teorisi spekülatif bir varsayımdan öteye geçemez ve bugüne kadar
da geçememiştir.
Fransa’nın en ünlü evrimci
biyologlarından biri olan, Sorbonne Üniversitesi’nde uzun
yıllar evrim konusunda dersler veren ve 28 ciltlik Traité de Zoologie’nin
editörlüğünü yapan Pierre Grassé, Evrim Teorisi’nin delilinin
fosil kayıtlarında aranması gerektiğini şöyle ifade etmektedir:
“Doğabilimciler
unutmamalıdırlar ki, evrim süreci sadece fosil kayıtları aracılığıyla
açığa çıkar… Sadece paleontoloji (fosil bilimi) evrim konusunda
delil oluşturabilir ve evrimin gelişimini ve mekanizmalarını gösterebilir.”
(Pierre Grassé. Evolution of Living Organisms. (New York, Academic
Press, 1977). s. 82)
Evrimciler de bu gerçeğin çok
iyi farkında oldukları için 150 yıldan beri büyük bir hırsla yeryüzünün
dört bir tarafını kazmışlar, hatta aradıkları fosilleri bulamayınca
sahte fosiller üretmekten de çekinmemişlerdir. Fosiller
Evrim Teorisi için bu derece önemliyken Bilim ve Ütopya dergisinin
yazarı, nereden kaynaklandığı belirsiz bir cesaretle, “diyelim
ki tüm fosiller fos çıktı! Bu bile evrim kuramını çökertmez”
demektedir. “Eğer, fosil kayıtları evrimi desteklemiyorsa
o zaman Evrim Teorisi’nin delili nedir?” sorusuna ise
Bilim ve Ütopya dergisinin yazarı şu cevabı vermektedir:
“Değişimin nedenlerinin
ve mekanizmalarının belirlenmesi bugünkü bilgilerle mümkün değildir,
ama 100 yıla kadar bu konuda dev adımlar atılacağına kesin gözüyle
bakılmaktadır!”
Görüldüğü gibi, Bilim ve Ütopya
dergisinin yazarı, Evrim Teorisi’ne kanıt sunmak için
100 yıl sonraya randevu vermektedir. Bu acınacak mantıksal hezimet,
gerek Bilim ve Ütopya çevresinin gerekse diğer evrimcilerin nasıl
bir bakış açısına sahip olduklarını çok güzel göstermektedir. Bu kişiler,
evrim teorisine körü körüne inanmakta, sonra delil aramakta, bulunamayınca
da kendilerine 100 sene sonrasına kadar bir avuntu mühleti vermektedirler.
| Confuciusornis
isimli kuş Archaeopteryx ile aynı yaştadır. |
 |
Ümit Sayın'ın habersiz olduğu son
Archæopteryx fosili (7. fosil) ile ilgili Nature ve Science et Vie
dergilerindeki haberler, Archæopteryx'in modern uçucu bir kuş olduğunu
ispatlamıştır. Nature Dergisi "Son bulunan yedinci Archæopteryx
fosili, uzun zamandır varlığından şüphe edilen, ama hiçbir zaman
ispatlanamayan bir dikdörtgensel göğüs kemiğinin varlığını gösteriyor.
Bu canlının uzun mesafelerde uçuş yeteneği hala spekülasyona dayalı,
ama göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor"
demektedir. Science et Vie Dergisi'nde ise "Hayvan (7. Archæopteryx)
kemikleşmiş bir sternuma sahip. Güçlü kanat çırpışlarını sağlayan
kaslar bu kemiğe bağlanıyorlar" ifadeleri kullanılmıştır.
Discover Dergisi "OId Bird" başlıklı
yazısında "Kuşların kökeni nedir? Bu fosil bunun dinozor olmadığını
söylüyor" (Whence came birds? This fossil suggests that it wasn't
from dinosaur stock) ifadesini fosil resminin üzerine büyük harflerle
yazmıştır. Ne var ki Ümit Sayın, Discover Dergisi'nde böyle bir
ifadenin bulunmadığını iddia etmiştir. Evrimcilerin kaynak saptırma
yöntemlerinin ne boyutlara vardığını göstermek açısından belgeyi
yukarıda yayınlıyoruz.
Ortada evrimle ilgili birçok yayın
ve makale olduğu doğrudur. Fakat bunlar, Evrim Teorisi’ni
ayakta tutabilmek için başvurulan bir takım varsayımlar, senaryolar,
tartışmalar ve spekülasyonlardan ibarettir. Bu yayınların her sayısı
Evrim Teorisi’nin binlerce çözümsüz, ihtilaflı ve çelişkili
konusuna açıklama getirmeye çalışan makalelerle doludur.
Bölücü Terörün
İdeolojik Temeli Darwinizm Çökmüştür...
Evren Yoktan Yaratıldı
Zamansızlık ve Kader Gerçeği
Göz ve Darwin
Fosiller Evrimi Reddediyor
Kuşların Hayali Evrimi ve Archaeopteryx Yanılgısı
Miller Deneyi Aldatmacası
Darwin Formülü
Bölücü Örgütün İdeolojisinin Sözde
Bilimsel Dayanağı
Savunma Sistemi
YAYINLAR
|