Nadir bitkilerden biri olan orkidelerin insanları
hayrete düşüren bir üreme sistemi vardır. Bazı orkide türleri,
üremek amacıyla kullandıkları çiçek tozlarını karşı cinsteki bitkiye
ulaştırmak için "aracı" kullanırlar. Bu aracılar da genellikle
bitkideki nektarı emmeye gelen böceklerdir. Doğadaki birçok bitki
türünün de kullandığı bu üreme sistemi genelde söyle işler:
Bitkideki cazip balözünü emmeye gelen bir böcek, bitkinin çiçek
tozu kesesinin olduğu bölgeye konar. Balözünü alırken ayakları
ve antenleri çiçek tozlarına bulaşır ve diğer bir çiçeğe konduğunda
ulaştırdığı bu tozlar sayesinde bitki döllenir. Yani bitki, karşı
cinsine kendisinin ulaştıramayacağı tohumlarını, balözü sayesinde
cezbettiği böcekler kanalıyla yollar. Dolayısıyla bu yöntemle
çoğalan orkideler için balözü, türün devamı için hayati önem taşıyan
bir maddedir.
Peki bu yöntemle çoğalan, ama balözüne de sahip olmayan
bir bitkinin durumu ne olabilir?
Ophrys speculum isimli orkidenin durumu işte buna
örnektir. Bitkinin böcekleri kendisine çekecek bir balözü salgısı
yoktur. Ama bitkinin bir başka özelliği onun da diğerleri gibi
çoğalabilmesine olanak tanır. Bu özellik, çiçeğinin biçimidir.
Çiçeğin alt dudağı rengine, şekline ve hatta üzerindeki
sık tüylere varıncaya kadar kanatları açık dişi bir yaban arısına
benzemektedir. Erkek yaban arısı çiftleşmek amacıyla bir dişi
aradığında, orkideden yayılan çekici kokunun da etkisiyle çiçeğe
yönelir. Her şeyiyle tam bir dişi yaban arısına benzeyen çiçeğin
alt dudak kısmına konar ve onunla çiftleşmeye çalışır. Bu sırada
tam kafasının hizasındaki çiçek tozlarının bulunduğu bölüme de
değer ve çiçek tozları kafası ve antenlerine bulaşır. Arı bir
süre sonra bu çiçek tozlarıyla beraber orkidenin üzerinden havalanacak,
ve kendisini cezbedecek bir başka orkideyi gördüğünde aynı işlemi
tekrarlayacaktır. Bu esnada yine tam kafasının hizasına gelen
üreme organına başındaki ve antenlerindeki tozları bırakacak,
ve orkideyi döllemiş olacaktır.
Şimdi bu mükemmel mekanizmayı tekrar gözden geçirelim:
1. Orkidenin
çoğalabilmesi için böcekleri kendine çekmesi gerekir, ama bunu
sağlayabilecek balözüne sahip değildir.
2. Bunun yerine
orkidenin alt dudağı, kanatları açık duran bir dişi yaban arısına
benzemektedir.
3. Orkidenin çıkardığı
bir kokudan etkilenen erkek yaban arısı ona yönelir.
4. Dişisini gördüğünü
zanneden arı, çiftleşmek üzere çiçeğe konduğunda çiçek tozlarını
taşıyan kese arının kafasına ve antenlerine yapışır.
5. Aynı işlemi
bir başka orkidede tekrarlayan yaban arısı, kafasına ve antenlerine
yapışmış olan çiçek tozu kesesini diğer çiçeğe getirir ve tam
üreme organının bulunduğu yere bırakır.
Bu beş aşamalı üreme mekanizması, ortada çok
açık bir "tasarım" olduğunu göstermektedir. Orkidenin dişi bir yaban
arısına tıpatıp benzemesi, üstelik de erkeğini kendisine çekecek
bir kokuyu salgılayabilmesi "rastgele" ve "bilinçsiz" değişimlerle
oluşamaz ve bu ancak mükemmel bir yaratılışı gösterir. Şimdi evrimcilere
şu soruları soralım:
- Şuursuz bir bitki bir böceğin şeklini, özelliklerini
ve hatta cinsiyetini nereden bilir?
- Diyelim ki orkide erkek yaban arısını "tanıyor"(!)
ve "biliyor" (!). Kendisini ona benzetecek iradeye, güce ve
tekniğe nasıl sahip olabilir? Bilinçsiz bir bitkinin böyle bir
gücü olabileceğini düşünmek ne kadar akılcıdır?
- Bu benzediği böceğin karşı cinsini cezbedecek
kokuyu nasıl bilebilir? Farzedelim ki bildi, bunu kendinde nasıl
üretebilir?
- Dişi yaban arısına benzeyen şeklin biçimini ve
pozisyonunu kendisi mi belirlemiştir?
- Bu soruların hepsine arka arkaya "tesadüf" diye
cevap veren bir evrimcinin inanılırlığı, güvenilirliği ne olabilir?
Arı
ile orkide arasındaki uyum öylesine mükemmeldir ki,
bunun oluşması için her ayrıntının ince ince tasarlanmış
olması gerekmektedir. Evrimle asla açıklanamayacak olan
bu büyük plan ve tasarım bize yaratılışın çok çarpıcı
delillerinden birini sunar. |
Her aşamasında ince bir plan, hesap ve estetik bulunan
bu üreme yöntemi, elbette ki bilinçsiz bir bitki tarafından geliştirilemez.
Doğal şartlarda, kendi kendine, tesadüfen de oluşamaz. Her parçası
tam bir uyum içinde çalışmadığı sürece bitkinin üremesi mümkün
değildir. Yani bitki, evrim teorisinin iddia ettiği gibi zaman
içinde, yavaş yavaş gelişerek bu sistemi kazanmış olamaz.
|
Resimlerde
görüldüğü gibi, ayna orkidesi, üzerindeki mavi tabakayı
gözler önüne sererek dişi arı taklidi yapmaktadır. Görünümü,
aynı zamanda da yaydığı "parfüm" erkek arının hemen
dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine konan arı, baş
kısmına bulaşan polenler ile bitkiden ayrılarak başka
orkidelere konar ve bu orkidelerin döllenmelerini, nesillerini
sürdürebilmelerini sağlar. |
Şans eseri gelişmeler mevcut sistemi bozar, çalışmaz hale
getirir ve yok eder. Bir bitkinin "şans eseri" bir yaban arısına
benzediğini, yine "şans eseri" benzediği yaban arısının karşı cinsini
cezbedecek bir kokuyu salgılayabildiğini iddia etmek, sadece açık
gerçeklere yüz çevirmektir.
Bu orkide bizlere göstermektedir
ki, bu orkideyi yaratan onu da, dişi ve erkek yaban arısını da
çok iyi bilmekte ve birbirlerine uygun olarak yaratmaktadır. O,
tüm evrenin ve tüm canlıların yaratıcısı olan Allah'tır.
Hayatın Gerçek Kökeni: Yaratılış
Anne Sütü Mucizesi
140 Yıldır Değişmeyen Formül: Darwinizm=Ateizm
Evrimin En Büyük Açmazı: Canlı Hücresi
Mucize Kelebek: Monark
Yaşadığımız Gezegen
Fosil Kayıtlarındaki Yaratılış Delili: Kambriyen Patlaması
Aydınlık Ekibi Gerçekleri Görmemekte Daha Ne Kadar Direnecek?
Avcı Bitki: Venüs
Arı Taklidi Yapan Orkide
YAYINLAR