|
ATATÜRK VE SANAT
ATAMIZIN MEDENİ KİŞİLİĞİ
“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından
biri kopmuş demektir.
Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa
Kemal Atatürk, çok farklı alanlarda zaferler kazanmış dünyanın sayılı
liderlerindendir. Atatürk, milli mücadele yıllarında birbirinden değerli
askeri başarılara imza atmıştır. Bu yıllarda kendine has savaş stratejileri
ile dünyanın beğenisini kazanan Ulu Önder, milli mücadelenin başarıyla
sonuçlanmasının ardından toplumsal hayata da önemli değerler katmayı
başarabilmiştir. Atatürk, sadece devlet
adamlığı ve askeri kişiliğiyle değil, aynı zamanda medeni ve kültürel
kişiliğiyle de Türk milletinin önündeki en güzel örnektir. Estetikten,
kaliteden ve sanatın tüm dallarından büyük zevk alan Atamızın bu
medeni kişiliği tüm hayatına yansımıştır. Büyük Önder, bulunduğu
ortamlarda giyimi, bakımlı fiziği ve şıklığı ile, ne kadar ince
ruhlu bir insan olduğunu her zaman göstermiştir. Kıyafetlerini seçerken
her zaman çağdaş görünümlü, estetik değerlere uygun giysileri tercih
etmiştir. Bugün bile seçtiği kıyafetler Türk halkı tarafından hayranlıkla
izlenmekte ve modacılara ilham kaynağı olmaktadır.

Atamız cemiyet hayatını seven, sosyal
ilişkilerde son derece başarılı bir insandı. İçindeki insan sevgisi,
sıcak ve samimi konuşmalarından hissedilmiştir. Davetlerinde, engin
görgüsü ve hoş sohbetleriyle dikkat çekmiştir. Büyük Önder, dost
meclislerinde dönemin en ünlü sanatçılarını misafir etmiş, onlarla
derin sohbetlerde bulunmuştur. Bu sohbetlerinde, şiirler okunmuş,
edebiyattan, resimden bahsedilmiş ve Türk musikisinin değerli besteleri
dinlenmiştir.
Büyük Önder, yaşadığı zor şartlarda bile bu kişiliğinden
taviz vermemiştir. O'nun yerinde başka bir lider olsaydı, bulunduğu
koşullarda estetiği, sanatı ve sanatçıları ikinci plana koyabilirdi.
Ancak, Atamız dehasını birkez daha göstererek Türk Ulusunun kültürel
alanda da gelişiminin şart olduğunu belirtmiş ve sanat alanında
da birçok yeniliği getirmiştir.
Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından Türkiye’de
yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşılması hedefini yakalayan Atatürk,
sanata verdiği önemle modern Türk sanatlarının öncüsü ve mimarı
olmuştur.
Atatürk, Türkiye’nin yeniden yapılanma döneminde,
milli kültürü yansıtan bir sanat anlayışının oluşması adına önemli
adımlar atmıştır. Atatürk, sanatın Türk milleti için önemini şu
veciz sözleri ile ifade etmiştir: “Güzel sanatlarda muvaffak
olmak, bütün inkilaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda
muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek
insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır.”
Atatürk sanat alanındaki atılımlarda öncelikli olarak
mimariyi ele almıştır. Türkiye’nin modern bir mimarisinin
olması için Almanya’dan şehir planlamacıları ve mimarlar getirtmiştir.
Bu uzmanların yönlendirmeleri sonucu mimari alanda yeni bir yol
çizilmesini sağlamıştır. Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli
Savunma Bakanlığı binaları bu dönemin ilk ürünleridir. Atatürk,
Türk milletinin sahip olduğu en görkemli yapının milli birlik ve
beraberliğin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
olması gerektiğini belirtmiş ve TBMM binasının güzel olması için
gerekli tüm adımları atmıştır. Bu bina için yurtdışından özel mermerler
dahi getirtilmiştir. Türk mimarlarına maddi ve manevi büyük destek
veren Atatürk, bu yolla milli mimarlık akımının ortaya çıkmasını
sağlamıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, Türk halkının güzel sanatların
önemli kollarından resim ve heykeltıraşlıkta da ilerlemesi
için bir takım faaliyetler gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet döneminde
tüm Türk ressamlarının, Cumhuriyet ve inkilapları resmetmelerini
sağlayarak, milli birliğin sanat alanına yansıması hedefine ulaşmıştır.
Tüm Türkiye’de heykel ve anıt dikilmesine başlanması da, onun
getirdiği yeniliklerden biridir. Büyük Önder’in bu çalışmaları
sonucu, Türkiye’de resim ve heykeltıraşlık önemli ölçüde gelişme
kaydetmiştir.
Türk milletinin sanatsal geçmişine de sahip çıkan Atatürk,
1937 yılında Resim ve Heykel Müzesini açarak, Cumhuriyet öncesi
ve sonrası dönemin sanatsal ürünlerini aynı çatı altında biraraya
getirmiştir.
Türk müziği, Mustafa Kemal Atatürk’ün
önem verdiği bir diğer konu olmuştur. İlk Türk operasının hazırlanması
için ünlü müzisyen Adnan Saygun’u görevlendiren Atatürk, Cemal
Reşit Rey’e de ilk konservatuarı kurdurmuştur. Türk müziğinin,
akademik altyapısının da güçlü olması gerektiğine inanmış ve yurt
dışında eğitim amacıyla genç Türk müzisyenleri göndermiştir. Bu
müzisyenlerin geri dönüşlerinde ise Türkiye’ye dağılarak Türk
müziğinin ve dolayısıyla Türk sanatının kalkınmasını sağlamıştır.
Bir konuşmasında şöyle demişti:
"Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her
türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür."
Atatürk Osmanlı'dan kalma Sanayii Nefise'yi
imar ettirerek Güzel Sanatlar haline getirmiştir. Ayrıca burada
yetişen bir çok sanatçıyı kendilerini geliştirmeleri için Avrupa'nın
sanat merkezlerine göndermiştir. Resim, Heykel ve mimarlık bölümlerinden
çok sayıda öğrenci Almanya, Avusturya ve Fransa'ya gönderilmiştir.
Ata'nın sanatçıya verdiği büyük değeri gösteren bir
hatıra şöyledir: Daha devlet tiyatrosu kurulmamışken, İstanbul'dan
gelen şehir tiyatrosu sanatçıları Ankara'ya gelerek o zamanki Türk
ocağında temsiller verir. Atatürk de bu temsillerin birinde bulunur.
ve sanatçıları Çankaya'ya davet ederek ağırlar. Hepsine ayrı ayrı
iltifat eder. Ayrılma vakti gelince, Reşit Galip sanatçılara, Atatürk'ün
elini öperek veda etmelerini söylediğinde, Ata'nın cevabı şu olur:
"Hayır, sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür."
|