| |
Türkmenler
Türkiye'nin eski "Musul Vilayeti"ne,
yani Kuzey Irak'a bakışında çok önemli bir pay taşıyan bölge gerçeklerinin
başında, kuşkusuz buradaki Türkmen soydaşlarımız gelmektedir. Sayıları
2 milyonu aşan, buna karşı geçmişteki Irak rejimleri tarafından
çoğu zaman yok sayılan ve asimile edilmek istenen, uluslararası
topluluk tarafından da garip bir şekilde gözardı edilen Türkmenlerin
güvenliği, huzuru ve refahı, Türkiye açısından hem ahlaki hem de
politik bir sorumluluktur.
Türkiye'nin bu konuda izlemesi gereken stratejiyi ve
politikaları incelemeden önce, genel olarak Türkmenleri tanımak
gerekir.
Bin yılı aşkın bir süredir Irak'ta yaşayan Türkmenler
köklü bir geçmişe sahiptir. Osmanlılar döneminde yönetimde oldukça
etkili olan Türkmenler, Irak halkının eğitimli ve aydın bir bölümünü
oluşturmaktadır.
Türkmenlerin dağlık ve ova bölgeleri arasındaki coğrafi
konumları, yaşadıkları bölgelerin çoğunlukla Kürt bölgeleri ile
içiçe olması, bir yandan petrol zengini olan Kerkük'teki nüfus ağırlıkları
ve diğer yandan da Kerkük'ün ulaşım açısından stratejik bir konuma
sahip olması, Türkmenlerin siyasi istikrarı sağlamak için politik
denklemlerde dengeleyici bir unsur olmalarını sağlayabilir.
Türkmenler Orta Asya'dan gelen bir Türk kavmidir. Türkmen
adını MS 11. yüzyıldan bu yana kullanmışlardır. Önce Farsça olan
"Türkmanend" kelimesi zaman içinde "Türkmen"e dönüşmüştür. Bu şekliyle
de Fars tarihçisi olan Kalgırdizi'nin kitabında yer almıştır. Ayrıca
Abu El-Fazıl El-Behkıy, "Oğuz" anlamına gelen Türk ifadesini tüm
yazılarında kullanmıştır.
Tarihçi Ebu Sait, Türkmenler'in, Selçukoğulları Dönemi'nde
Anadolu'yu fetheden Türklerin büyük bir nesli olduğunu yazar. Ona
göre, Mezopotamya ve Horasan'da yerleşip İslam diniyle şereflenen,
daha sonra Anadolu, Irak ve Ortadoğu devletlerine akımlar yapan
Türkmenler, Oğuz Türkmenlerindendir. Türk boylarının en büyüğü olan
Oğuzlar, tarihte en büyük imparatorluk sayılan Selçuklu ve Osmanlı
İmparatorluğunu kurmuşlardır.
Türkmen adı hakkında birbirinden ayrı birçok görüş
ortaya atılmıştır. Tarihçi Ebu Fida'ya göre bu ad, Türkmenlerin
İslam'ı kabul etmesinden sonra doğmuştur. Türkmenlerin bu adı almasının
nedeni, Horasan ve Mezopotamya Türklerinin Müslüman olduktan sonra
"tercüman" diye adlandırılmalarıdır. Çünkü bu cemaat, Arap
fatihleriyle Müslüman olmayan Türkler arasında tercüman olarak görev
yapmıştır. Bu ünvan zamanla değiştirilerek Türkmen olmuştur. Bir
diğer görüş ise "Türkmen" kelimesinin, "Türk" ve "iman"
kelimelerinin birleşmesiyle doğan ve "İmanlı Türk" anlamına gelen
bir ifadenin kısaltılmış hali olduğudur.
Tarihçi Derbülü, "Oğuzhan'a mensup olan bazı oymaklar
Horasan'ın batısına göç ederek orada yerleşti ve babaları döneminden
kalan sert şiveyi kullandıklarından dolayı Horasan halkı tarafından
Türk'e benzer adını aldılar" demektedir. Rus Partold da bu konuda,
"Türkmen adı aslı meçhul olan bir kelimedir. İlk defa MS 10. yüzyıla
ait olan kitaplarda kullanılmaya başlanmıştır" demektedir. Tarihçi
Dr. Faruk Somer'e ait bir görüş de, MS 10. yüzyılda İslam devletleri
ile ticari ilişkiler sonucu Müslüman olan Oğuz oymaklarının çoğuna
Türkmen adı verildiğidir. Bu ad geliştirilerek iki çağdan sonra
Oğuz adı yerine kullanılmıştır. Türk tarihçisi Yılmaz Öztuna'ya
göre ise, Müslümanlar "Türkmen" adını Müslüman Oğuz Türklerine vermişlerdir.
Ayrıca bu kelime MS 11. yüzyılda Oğuz adının eş anlamı olarak göçebe
Oğuz kabilelerine de verilmiştir.
Kısacası Türkmen kelimesinin Türklerin İslamiyeti kabul
etmelerinden sonra Oğuz boylarına verilen bir isim olduğu konusunda
pek çok tarihçi hemfikirdir. Bu kelimenin Müslüman Türkleri ifade
etmek için kullanılması, Kuzey Iraklı Türkler ile Anadolulu Türkler
arasında hiçbir fark olmadığını gösteren önemli bir gerçektir.
Irak'ta Türkmenlerin Tarihi Kökeni
Türkmenler Irak'a büyük topluluklar
halinde hicret etmişlerdir. Bu hicret Horasan'a vali olarak gelen
"Übeydullah Bin Ziyat" döneminde -yani hicri 54 yılında- gerçekleşmiştir.
Übeydullah Türkmenlerden 2000 okçu ve savaşçı seçip Irak'a göndererek
Basra'da yerleşmelerini sağlamıştır. Bu savaşçıları da Übeydullah,
Basra'daki Irak limanına yapılan dış saldırılar ve Yemen'de isyan
eden oymakları bastırmak amaçları ile kullanmıştır. Ayrıca bu Türkmenler,
Araplarla karışıp Kuran-ı Kerim'in dili olan Arapça'yı öğrenmiş
ve Allah'ın rızası için İslam düşmanları ile savaşmaya başlamışlardır.
Yazılı belgeler, Übeydullah Bin Ziyat'ın, Türkmenleri askeri yerlere
girip Basra'daki Irak limanını kurmak ve iç isyanını bastırmak gibi
işlerinde kullanan ilk Arap önder olarak belirtirler.
Böylece Irak'a Türkmen hicreti askeri nedenlerden dolayı
devam etmiştir. Daha sonra Irak'ta yerleşip ticaret, sanayi, ziraat
ve siyaset gibi değişik işlerde çalışmışlardır. İşlerinde emanet
ehli ve dürüst olan Türkmenler, Emevi Devleti'nin ilgisini çekip
büyük bir kısmı orduda önemli görevlere gelmiştir. Bu sayede de
Türkmenler, Emevi Dönemi'nden bu yana Irak ve Arap tarihinde önemli
bir rol almıştır. Abbasi Dönemi'nde de bu etkinlikleri sürmüştür.
Böylece Türkmenler birbirini takip eden dalgalar şeklinde Irak'a
girip Abbasilerin çatısı altında Araplarla kaynaşmışlardır. Hicri
145 yılında Halife Ebu Cafer El-Mansur, Bağdat şehrini yapıp devletine
başkent olarak tanıdıktan sonra, Türkmenlere de özel konut yerleri
tahsis etmiştir.
Bu gerçekler, Osmanlı fetihlerinden asırlar önce de
Irak'ta önemli bir Türkmen varlığı bulunduğunu göstermektedir. Bölgenin
Osmanlı idaresine girmesinden sonra ise Türkmen nüfusu ve etkinliği
daha da artmıştır. Osmanlı seferi ile çok sayıda Oğuz Türkü Irak'a
girmiş ve yerleşmiştir. 1638 yılında IV. Murat'ın Bağdat seferinin
ardından kent, Emevi idaresinden çıkarılmış ve Osmanlı'ya sadık
olan Türkmenler buraya yerleştirilmiştir. Yeni gelen Türkler ve
eskiden burada olan Türklerle aynı yerde yerleşip kaynaşmışlar ve
böylece Irak'ta tek bir Türkmen etnik grubu oluşmuştur.
Türkmenlerin bölgedeki Araplar ve Kürtlerle olan ilişkileri
de hemen her zaman dostane ve barışçıl olmuştur. Hepsi de ortak
bir Müslüman kimliğinde birleşen bu üç halk, Osmanlı yönetiminde
geçen asırlar boyunca barış ve huzur içinde yaşamıştır. Bölgede
huzursuzluklar, çatışmalar ve baskılar ise, Osmanlı yönetiminin
yıkılmasının ardından başlamıştır.
Irak'ta Türkmenlerin Durumu
Osmanlı'nın Musul vilayetinin
İngiltere tarafından haksız bir biçimde Türkiye'den alınması, Türkmenlerin
Anadolu'dan kopmalarıyla sonuçlanmıştır. Bunun sonucunda giderek
daha fazla Arap milliyetçiliği temelinde tanımlanan bir ülkede azınlık
durumuna düşmüşlerdir.
 
Türkmenler, Kerkük'te nüfus açısından önemli bir paya sahiptir.
Resimlerde Kerkük Kalesi görülüyor. |
Türkmenlere karşı Irak devletinin tavrı zaman içinde
değişikliğe uğramış ve istikrarsız bir seyir izlemiştir. 1925'te
ilan edilen anayasada hiçbir etnik gruptan söz edilmediği gibi Türkmenlerden
de söz edilmemiştir. Ancak 1932'de Irak devletinin İngiliz mandasından
çıkarak bağımsızlığını kazandığı günlerde Irak'ın Milletler Cemiyeti'ne
verdiği beyannamede; Irak Türkmenlerinin haklarının korunacağı,
varlıklarının tanınacağı, kendi dillerinde eğitim yapmalarına izin
verileceği, Türk dilinin Türk bölgelerinde resmi dil olmasının ötesinde,
bu bölgelerde görev yapacak memurların mümkün olduğunca Türk kökenli
olacağı konularında güvenceler verilmiştir. Çeşitli değişiklikler
geçiren bu anayasa, krallık rejiminin yıkılması ve cumhuriyetin
kurulması ile yerini 1958 Anayasası'na bırakmıştır. Yeni anayasa
Irak'ı bir yandan Arap anavatanının bir parçası, diğer yandan ise
Arapların ve Kürtlerin vatanı olarak gösterirken anayasada Türkmenlerden
söz edilmemiştir.
 
Ortadoğu asırlar boyu devam eden bir istikrar, barış ve huzur
dönemi yaşamıştır. Bölgede huzursuzluklar, çatışmalar ve baskılar
ise, Osmanlı yönetiminin yıkılmasının ardından başlamıştır.
Dünya basınının en önde gelen gazete ve dergilerinde de bu
gerçeği doğrulayan haberlere rastlamak mümkündür. |
Irak'ta 1925 yılında çıkan ilk anayasa Kürtçe, Arapça
ve Türkçe olarak basılmıştır. 1950 yılında hükümet, okullarda Türkçe
dilinin kullanılmasını azaltmaya başlamıştır. Daha sonra 24 Ocak
1970 tarihinde resmi bir kanunla ilkokulda Türkçe eğitim yapma kararı
aldıktan bir yıl sonra aynı hükümet, aynı kararı yok sayıp okulları
kapatarak Türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.
Türkmenlerin en kötü dönemi ise, Irak halkının diğer
unsurları için de son derece korkunç bir devir olan Baas iktidarıdır.
Saddam Hüseyin'in kanlı rejimi ile özdeşleşen bu iktidar boyunca
Türkmenler büyük baskılara maruz kalmıştır. Bazı liderler tutuklanıp
yargılanmış ya da suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti
devamlı olarak Türkmen nüfusunu azaltmaya çalışmıştır. Dolayısıyla
şimdiye kadar Türkmen nüfusunu tespit eden tarafsız bir sayım yapılmamıştır.
1957 yılında yapılıp sonuçları 1959'da açıklanan sayımda Irak'taki
Türkmenlerin sayısı yaklaşık 567.000 kişi olarak tespit edilmiştir.
Bu, tüm Irak nüfusunun yaklaşık %10'unu oluşturmaktadır. Ama Irak
Hükümeti her türlü yolu deneyerek bu gerçeği saklamaya çalışmıştır.
Nüfus Yapılanması
Bugüne kadar Irak'ta yayınlanan
bütün istatistiki bilgiler, Bağdat'taki baskıcı rejimin asimilasyonist
tutumu gereğince gerçek dışı rakamlardan meydana gelmiş ve Irak'ta
yaşayan Türkler %2'lik bir oranla gösterilmiştir. Dolayısıyla yabancı
araştırmacılar yayınladıkları eserlerinde ve özellikle ansiklopedilerinde
hep bu yanıltıcı kaynaklara dayanmışlardır. İşin en ilginç yanı
ise Türkmen nüfusu üzerindeki hesapların ustaca yapılmamış olmasıdır.
Irak Planlama Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu bilgiler ışığında,
yönetimin iddialarını basit bir matematiksel hesapla çürütmek mümkündür.
Irak Türkmen Cephesi'nin bir yayınında bu konuda şunlar yazılıdır:
Gülkent Parkı, Erbil |
1981 yılı istatistik tahminlerine göre 1.227.025 nüfuslu Musul, 402.067
nüfuslu Selahattin, 567.957 nüfuslu Kerkük, 637.778 nüfuslu Diyala
ve 632.252 nüfuslu Erbil gibi Türkmenlerin bulunduğu vilayetlerin
nüfus toplamı 3.467.269'dur. Aynı tahminlere göre Irak'ın toplam nüfusu
13.669.689'dur. Irak'ta yayınlanan kaynaklarca Türk nüfusun %2'lik
bir nispet ettiği iddia edildiğine göre, bölgede bulunan 3.467.269
nüfusun sadece 273.393'ü Türktür ki, bu da bölgeye göre %7.88'lik
bir oran demektir. Yani Irak'ın Türklerle meskun vilayetlerinde "her
100 kişiden ancak 8'i Türk'tür" anlamına gelir. Ancak bölge gezildiği
zaman bu rakamın gerçeklerden ne kadar uzak olduğu hemen göze çarpmaktadır.
Hatta bazı vilayetlerde bunun tersini iddia etmek daha doğru ve daha
mantıklı olur. Ayrıca 1960'a kadar Kerkük nüfusunun %95'inin Türk
olduğu bilinmektedir. Ancak daha sonra güdülen Araplaştırma politikası
nedeniyle on binlerce Arap ailesi Kerkük'e yerleştirilmiştir. Bunun
yanısıra Kürtlerle meskun civar illerdeki köylerin yıktırılması, Kürtlerin
de Kerkük'e göç etmelerine neden olmuştur. Dolayısıyla 1980'li yıllarda
Kerkük'teki ezici Türk yoğunluğu zedelenmiş ve %95'lik oran %75'e
düşürülmüştür. 1957 Krallık Dönemi'nde yapılan
sayımda Irak'ta 500.000 Türkmenin yaşadığı belirtilmiş ve 1959'da
yayınlanan sayım verileri, sayılarının 567.000 olduğunu göstermiştir.
Irak'taki yıllık nüfus artış hızı, yapılan hesaplamalara göre %3.296'dır.
1959 yılını baz alarak bu verilere göre 1994 yılında Irak'ta yaşayan
Türkmen sayısı ise: n P1 = P0 ( 1+t) 35 P1 = 567.000 (1+0.03296)
P1 = 1.764.029 olarak bulunur, bu da Irak'ın iddialarını başka bir
yöntemle çürütmektedir. Dolayısıyla, Irak'ta gelmiş-geçmiş iktidarlar
ve özellikle Saddam Hüseyin'in baskıcı rejimi her ne kadar Türk
nüfusunu gizlemiş ve az göstermiş olsa bile, Kerkük, Erbil, Musul
vilayetleri, Selahattin ile Diyala'nın ilçe ve köyleri ile Bağdat'ta
yaşayan 300.000 civarındaki Türkmen nüfusunun en düşük rakamla iki
milyonun üzerinde olduğunu ispatlamaktadır.13
Türkmenlerin Yerleşim Bölgeleri
Irak'ta bin yılı aşkın bir zamandan beri varlık gösteren
Türkmenler, ülkenin kuzey ve orta bölgesinde yaşamaktadırlar. Türkmenler
günümüzde Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin illerinin sınırları
ile başkent Bağdat'ın birkaç mahallesinde de bir şerit boyunca yayılmış
bulunmaktadırlar.
İngiliz İhtilali sırasında
Erbil'in siyasi valisi olan W. R. Hay, bölge hakkında yazdığı
bir kitapta şöyle demektedir: "Belli bir şerit üzerinde bazı şehirler
vardır. Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar.
Bu şerit, çoğunluğu Kürt olan bölgeyle çoğunluğu Arap olan bölgeyi
birbirinden ayırır. Kerkük, Türklerin yoğun olduğu merkezdir.
I. Dünya Savaşı'ndan önce nüfusu 30.000 idi. Şehrin etrafında
da Türkçe konuşulan birçok köy vardır."14
 

Kerkük şehri, Türkmenlerin en önemli yerleşim yeri olmasının
yanısıra onların sembolü durumundadır. Resimlerde Kerkük'ten
çeşitli görüntüler yer alıyor. |
Türkmenlerin yerleştiği bölgeler Irak'ın kuzeyinin
dağlık alanları ile orta ve güney bölgeleri arasındadır. Türkmenlerin
yaşadıkları bölge, kuzey doğudan güney batıya kadar bir şerit şeklinde
Irak'ın kuzey batısındaki Telafer'den güney doğusundaki Mendili'ye
kadar uzanmaktadır. En önemli bölgeler de şunlardır:
1- Kerkük: Kerkük şehri, Türkmenlerin en önemli yerleşim
yeri olmasının yanısıra onların sembolü durumundadır. Dünyanın en
önemli ansiklopedik kaynaklarının başında gelen Encyclopedia Britannica,
Kerkük'ü tarif ederken "şehrin nüfusu Türkmen, Arap ve Kürt soyundan
insanlardan oluşur" demekte, yani Türkmenlerin en önemli etnik grup
olduğunu kabul etmektedir.
Kerkük tarihte 'Kerhini' ve 'Kerhine' adlarıyla da
anılmıştır. İslam tarihine de Hicret'in 5. yüzyılında girmiştir.
'Kerkük" adı ise Türkmenlerin Irak'ta kurduğu Karakoyunlu Devleti
döneminde, başka bir deyişle Hicret'in 7. yüzyılında tanınmıştır.
2- Erbil: Erbil şehri Türkmenlerin eski yerleşim merkezlerinden
biridir. Irak'ın kuzeyinde bulunan Erbil, kuzeyden Türkiye ve doğudan
da İran ile sınırlıdır. Erbil şehri altın çağını 1190-1223 yılları
arasında Sultan Muzafferettin Kukebri döneminde yaşamıştır. 1438
yılında da Türkmenlerin kurduğu Karakoyunlu Devleti'nin yönetimine
girmiştir. Türkmenler sayı olarak Erbil'de çoğunlukta olmalarına
rağmen şehrin etrafındaki Kürt köylerinden göçler nedeniyle zamanla
ikinci duruma düşmüşlerdir.
3- Selahattin: 1976 yılına kadar kentte Türkmenlerin
varlığının bulunmadığı söylenmektedir. Ancak Kerkük şehrinden Tuz
Hurmatu ve El-Beyyat köyleri, 1976'da kurulan Selahattin kentine
idari olarak dahil edilmiştir. Şu anda Türkmenler, Tuz Hurmatu ve
El-Beyyat köylerinde yaşamaktadırlar.
4- Musul: Irak'ta ikinci büyük kent sayılan Musul,
önemli merkezlerden biridir. Musul da bir Arap ve Irak Türk şehridir.
Nineva olarak da bilinen doğu Musul'da 250 bin Irak Türkü yaşamaktadır.
Türkmenler, Türkiye'den 70 km uzaklıkta olan Musul'da kuzey ve kuzey
batıya uzanan hatta, Telafer'in doğusundan ve Sincar'ın güneyinden
başlayarak yerleşmişlerdir. Musul'un merkezi ve çevresinde yaklaşık
70 köyün bulunmasının yanısıra, bölgede 'Şebekler' olarak bilinen
50 köy daha yer almaktadır.
5- Telafer: Türkiye'de genelde ismi az duyulan, az
bilinen Telafer, aslında Türkmenler için çok önemlidir. Telafer'in
nüfusu neredeyse tamamen Türkmenlerden oluşur. 300.000 Türkmenin
yaşadığı Telafer, Musul iline aittir ve dünyanın en büyük ilçelerinden
biridir. %92'si Türk olan ve 200'den fazla köyü bulunan Telafer,
Musul'dan 70 km uzaklıktadır. Telafer'de, El-Beyat, Alabay, Seyitler,
İlhanlılar, Muratlı, Şeyhler, Babalar, Çulaklar, Çelebiler gibi
önemli Türkmen aşiretleri bulunmaktadır.
1947 istatistiklerine göre Irak Türklerinin %54'ünün
kentli oldukları ortaya konulmuştur. Bu da bize Irak Türklerinin
Irak'ın en aydın kesimini oluşturduğunu gösterir. Kerkük, Musul,
Erbil, Altın Köprü, Hanekin ve Bağdat gibi yerlerde yaşayan bazı
Türkmenler, ticaret ve küçük sanatlarla meşgul olup, bazıları çeşitli
ticarethaneler açmıştır. Bazıları çinicilik, nakkaşlık, hattatlık,
terzilik, marangozluk gibi yaygın mesleki alanlarda çalışmışlardır.
Irak Türkleri gerek Osmanlı döneminde gerekse daha sonra gelen yönetimler
zamanında da memuriyet görevlerinde bulunmuşlardır. Irak Türklerinin
çalışan nüfusunun çoğunu memurlar oluşturmaktadır. Ancak 1980'den
sonra, özellikle de 1991'den sonra memur Türkmenlerin çoğu, görevlerinden
uzaklaştırılmıştır.
Saddam Rejiminin Türkmenlere Uyguladığı Baskı ve
Zulüm
Irak genelinde 1920 yılından günümüze kadar Türkmenleri
asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi
zaman da Kürtleştirmek) çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Açık
yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamak ve hatta telefonda kendi ailesiyle
konuşanları cezalandırmak gibi insan haklarına tamamen aykırı kararlar
alınmış ve uygulanmıştır. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli
bahanelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yerlere göçe zorlanmış,
Irak'ın güneyinde yüz binlerce Arap'ın Türkmen bölgelerine yerleşmesi
için kendilerine karşılıksız teşvik primleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır.
Bu baskıcı politikalar, 1950'lerden itibaren Arap dünyasında
giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'taki yansımalarıdır.
Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi olan Sadddam Hüseyin döneminde
ise (1980-2003), Türkmenlere uygulanan baskının dozu daha da artmıştır.
Bu baskıların bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz:15
- Birçok yerleşim yerinin Türkçe olan adları Arapçayla değiştirilmiştir.
- Hamzalı, Beşir, Yayçı Kümbetler, Karahasan,
Sarıtepe, Topuzova, Yahyaova ve onlarca Türkmen köy ve yerleşim
yeri yıkılmıştır.
- Devrim Komuta Konseyi'nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 no'lu kararı
ile Kerkük ilinin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük
ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit'e bağlanmıştır.
- 20 Ekim 1981'de 1391 no'lu karar ile Türkmenlerin Güney illerine
tehcir edilmeleri kararlaştırılmıştır. Bu karar son aylarda Kerkük'te
yeniden uygulanmaya konulmuştur.
- 27.09.1984 tarihinde 1081 no'lu karar ile Türkmenlerin arazilerinin
istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır.
-
1950'lerden itibaren Arap dünyasında
giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'ta da yansımalarını
görmek mümkündür. Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi
olan Saddam Hüseyin döneminde ise (1980-2003), Türkmenlere
uygulanan baskının dozu daha da artmıştır. Ayrıca Saddam
Hüseyin, Sünni bir aileden gelmiş olmasına rağmen Irak'taki
Sünnilere karşı da şiddetli bir baskı ve zulüm politikası
izlemiştir. |
Yine aynı konseyin 8 Nisan 1984 tarih ve 418 sayılı kararı ve
11 Eylül 1989 tarih ve 434 sayılı kararı ile Kerkük'te Türkmenlerin
gayrimenkul satın almaları yasaklanmıştır.
- Binlerce Türkmen, Irak yönetiminin insanlık dışı uygulamalarının
kurbanı olmuştur. Bir o kadarı da kayıptır.
- Irak yönetiminin ırkçı ve insanlık dışı uygulamalarının en
açık örneği, Saddam kuvvetlerinin 31.08.1996'da KDP'nin daveti
üzerine Erbil'e yaptığı baskın sırasında yaşanmıştır. Irak kuvvetleri
ve güvenlik birimlerinin, Türkmen okullarına, kültür merkezlerine
düzenlediği baskınlar sırasında 34 Türkmen öldürülmüş veya tutuklanmıştır.
Tutukluların akıbeti hakkında bugüne kadar aileleri ve Türkmen
cephesi sağlıklı bir bilgi elde edememiştir. Konu, BM İnsan Hakları
Komisyonu'nun (A/51/496/ add.18 Kasım
1996) raporunda tescil edilmiştir.
Ülkede Türkmen varlığını yok etmek için uygulanan yoğun
asimilasyon politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna
varmıştır. Kerkük'ten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı 2002 yılında
1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yerleştirilmiştir.
Türkmenleri göç ettirme ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası
çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yıllarca sistematik
olarak yürütülmüştür.
Türkmenleri hedef alan diğer uygulamaların başlıcalarını
sıralamak gerekirse:
- Türkmenlerin kendi dilleri ile eğitim yapmaları yasaklanmıştır.
- Resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri ile konuşmaları
yasaktır.
- Türkmenlere gayrimenkul alım-satımı yasaklanmıştır.
- Her türlü ticari aracın alım-satımı yasaklanmıştır.
- Mahalle, köy ve şehirlerin Türkçe adları değiştirilmiştir.
- Kerkük başta olmak üzere Türkmenlere ait verimli tarım arazileri
yönetim tarafından istila edilerek yönetime yakın kişilere dağıtılmıştır.
(20 Nisan 2003, Türkiye Gazetesi)
OSMANLI'YI ÖZLÜYORLAR
Irak genelinde 1920 yılından
günümüze kadar Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini
Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi zaman da Kürtleştirmek)
çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Osmanlı Devleti'nin bölgeden
çekilmek zorunda kalmasından sonra Türkmenler, sistemli
bir şekilde katliamlara maruz kalmışlardır. |
Türkmen bölgelerinde, camilerde Türkmence vaaz ve hutbe verilmesi
yasaklanmıştır. Dini tören ve toplantılar bütün Türkmen bölgelerinde
yasaklandığı gibi, Irak'ın genelinde de yasaklanmıştır.
- Türkmenleri göç ettirme politikası vahşice uygulanmıştır. Göç
ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat ödenmediği gibi, gönderildikleri
yerlerde kendilerine kalacak yer dahi gösterilmemiştir. Mülklerine
yerleştirilen Araplara her türlü mali destek sağlanmış, arazi
ve konut tahsis edilmiştir. "Arap Sosyalizmi" gözüyle dünyaya
bakan Bağdat'taki otoriter Saddam rejiminin bu politikasında,
kardeş halklar olan Türkmenler ve Araplar arasında husumet oluşturmak
gibi sinsi bir amaç da vardır.
- Kuzeyde güvenli bölgeye göç ettirilen Türkmenler de son derece
zor şartlar altında yaşamıştır. Aileler, can güvenliği ve barınabilecekleri
bir yer bulabilmek ümidi ile yasadışı yollardan sığınmacı kabul
eden ülkelere gitmek için teşebbüs etmek zorunda kalmıştır. Bu
tür teşebbüsler sonucunda birçok Türkmen hayatını kaybetmiştir.
Örneğin 1997 yılında üç münferit hadisede onlarca Türkmen, Ege
sularını geçmeye çalışırken boğularak can vermiştir.
- Ekim 1997'de yeni bir nüfus sayımı yapılmıştır. Irak yönetimi
ve güvenlik birimleri, Türkmenler arasında, "kendilerini Türkmen
yazdıranların ellerinden her türlü vatandaşlık hakları alınarak
sürgün edilecekleri" şayiasını yaymışlardır. Halk korkutulmuştur.
Ayrıca, hazırlanan formlarda da Türkmen toplumu inkar edilmiştir.
Bu nedenle birçok Türkmen, can ve mal güvenliği nedeni ile kayıtlara
kendini Arap olarak yazdırmak zorunda kalmıştır. Saddam yönetimi,
baskılarla elde ettiği bu sonucu gerçek kabul ederek ülkede Türkmen
toplumunun yaşamadığını veya çok az sayıda olduğunu iddia etmiştir.
Yukarıda anlatılan baskıların önemli bir kısmı BM İnsan Hakları
raporlarında da yer almıştır.16
Yeni Yönetim Nasıl Olmalı?

(17 Nisan 2003, Milliyet)
Atatürk, gerek kişilik özellikleri gerekse üstün yöneticilik
vasıflarıyla yalnızca Türk insanının değil, aynı zamanda bütün
dünyanın sevgisini ve takdirini kazanmıştı. |
Irak halkına 30 yılı aşkın bir süredir acı çektiren
acımasız Baas diktatörlüğünün 2003 Nisanı'nda ABD müdahalesi ile
yıkılması, Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte
ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi
zorunludur. Irak, ancak bu takdirde barış ve huzura kavuşabilir.
Türkmenlerin de dileği, demokratik, özgür ve güvenli
bir Irak'ta yaşamaktır. Bunun için gerekli olan düzenlemeler, kendileri
tarafından şöyle sıralanmaktadır: 17
- Siyasal sistem; demokratik parlamenter rejim olmalıdır. Yönetim
tarzı, temsili demokrasiye dayanan cumhuriyet olmalıdır. Bu yolla,
parlamenter rejim aracılığıyla Irak Demokratik Cumhuriyeti'ni
oluşturan toplulukların yönetimde nüfus oranlarına göre adil bir
şekilde söz sahibi olmalarıyla gerçekleştirilebilir.
- Irak'ın resmi dili, Irak halkının çoğunluğunu oluşturan üç topluluğa
ait dillerdir.
- Yasama organı; serbest, eşit, genel ve gizli oy, açık sayım
döküm esaslarına göre, bağımsız yargı denetimi ve gözetimi altında,
mevcut toplulukların nüfus oranına göre temsilini esas alan bir
biçimde oluşturulmalıdır. Topluluklar kendi temsilcilerini doğrudan
seçebilme hak ve yetkisine sahip olmalıdır.
- Yürütme organı; parlamenter sistemin mantığına uygun olarak
cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulundan oluşur.
- Cumhurbaşkanı, yasama organı tarafından nitelikli bir çoğunluk
(üçte iki oran gibi) tarafından seçilmelidir.
- Bakanlar kurulunda, bakanların dağılımında toplulukların nüfusuna
göre temsili esas alınmalıdır.
- Başbakan en fazla nüfusa sahip topluluk vekilleri arasından
Cumhurbaşkanınca atanmalıdır. Nüfusa göre en fazla oya sahip ikinci
ve üçüncü topluluk vekilleri arasından mutlaka birer başbakan
yardımcısı seçilmelidir. Topluluklara ait başbakan yardımcıları,
ilgili topluluk ekillerince kendi aralarından belirlenmelidir.
- Irak'ın yönetim biçimi; merkezi idare esas alınarak yetkileri
ve imkanları artırılmış mahalli idarelerden oluşur. Merkezi idarenin
taşra teşkilatını oluşturan illerin yönetiminde yöneticiler, toplulukların
oranları esas alınarak seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelerin
organları seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelere bölgenin
ihtiyaçlarını en iyi bir şekilde ve ülke çapındaki standartlarla
da uyum içerisinde olmak şartıyla gerçekleştirilmesi için mali
imkanlar tanınmalıdır.
- Yargı yetkisi; Irak halkı adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler
tarafından yerine getirilir. Yüksek yargı üyelerinin belirlenip
atanmasında, toplulukların nüfusa göre temsili esas alınmalıdır.
- Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez
haklara sahiptir.
- Herkes dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ve felsefi inanç ve kanaat
farkı gözetilmeksizin kanunların uygulanması açısından eşit haklara
sahiptir.
- Topluluklar, kendi dilleriyle eğitim ve resmi merciler önünde
kendilerini temsil ve savunma hakkına sahiptir.
- Topluluklar, kendi dilleriyle kültürel etkinliklerde bulunma,
sözlü ve yazılı yayın yapma hakkına sahiptir.
- Fertler, inanç ve ibadet hürriyetine sahiptir. İnancından dolayı
kimse kınanamaz ve cezalandırılamaz.
- Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Mülkiyet hakkına
ilişkin getirilecek olan sınırlamalar, kamu yararı amaçlı olmalıdır.
Kamulaştırmanın yapılması zorunlu hallerde, kanunla belirtilen
şartlara uyularak gerçek bedelinin ödenmesi esastır. Mülkiyet
hakkını ihlal eden devlet kaynaklı geçmişteki uygulamalar ortadan
kaldırılmalıdır. Kamulaştırma işlemlerinde, toplulukların demografik
yapısını bozmayı amaçlayan uygulamalar yapılamaz.
- Irak Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ve Kolluk Güçleri'nin oluşumu
ve yapılanmasında toplulukların nüfusuna göre temsili esas alınacaktır.
Mahalli bazdaki mevcut silahlı unsurların varlığına son verilecektir.
- Irak Cumhuriyeti uluslararası hukukun gereklerine uymayı ve
anlaşmaları iç hukukunda uygulamayı kabul ve taahhüt eder.
- Türkmen toplumunun büyük çoğunluğunun temsilcisi
olan Irak Türkmen Cephesi, yukarıda açıklanan ve özetinde Irak'ta
yaşayan bütün toplumların ve insanların her türlü (siyasi, idari,
sosyal, ekonomik, kültürel vb.) haklarının anayasal güvence altına
alındığı toprak bütünlüğü ve siyasi birliği korunmuş bir Irak'ın
oluşturulması kararlılığındadır.
(19 Mart 2003, Vakit)
Acımasız Baas diktatörlüğününyıkılması,
Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte
ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi
zorunludur. |
Irak Türkmen Cephesi
Türkmenlerin siyasi hareket ya da partileri, 1970'li
yılların sonunda ortaya çıkmıştır. Genel olarak bakıldığında Kuzeyde
Kürtler ile Orta ve Güney Irak'taki Şiilerde olduğu gibi Bağdat
yönetimlerine karşı muhalefet, Türkmenler arasında rastlanan bir
olgu değildir. Ancak ülkede giderek artan gerilim, Türkmenlerin
de kendi haklarını korumak için birlikte hareket etmeleri ihtiyacını
doğurmuştur. Bugün Türkmen mücadelesinin bayrağı, Irak Türkmen Cephesi
tarafından taşınmaktadır.
Hz. Ali'nin türbesi Necef'te bulunuyor
ve bu mekanı, tüm müslümanlar mezhep ayrımı olmaksızın, saygı
ve coşkuyla ziyaret ediyorlar. |
24 Nisan 1995'te kurulan ve Türkmenlere ait parti ve
kuruluşları birleştirmeye çalışan Irak Türkmen Cephesi, Irak Milli
Türkmen Partisi, Türkmen Partisi ve Türkmen Birlik Hareketi'nin
biraraya gelmesiyle kurulmuştur. ITC'nin hedefleri, Irak Türkmen
halkı ve diğer halkların Irak'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde meşru
haklarına kavuşması, Irak'ta insan hakları ve özgürlükleri gözeten
demokratik ve çok sesli bir rejimin kurulması, Irak'ta yaşayan tüm
etnik grup, din ve mezhepteki halklara eşit bir biçimde muamele
edilmesi ve siyasi-idari yapının eşitlik esaslarına göre yapılandırılmasıdır.
Erbil'de kurulan cephe ilk kurultayını 4-7 Ekim 1997'de, ikinci
kurultayını da 20-22 Kasım 2002'de gerçekleştirmiştir. ITC'nin Başkanı
Sanan Ahmet Ağa'dır. ITC'nin kuruluşları ise şunlardır:
1- Türkmen Şurası: Şura'ya, Şura sekreterliği, denetleme
ve disiplin kurulları bağlıdır.
2- Yürütme Konseyi: ITC Başkanı ve altı üyeden oluşan
konsey Şura tarafından seçilir.
3- ITC daireleri: Siyasi ve Dış İlişkiler Dairesi,
Güvenlik Dairesi, Enformasyon Dairesi, Eğitim ve Kültür Dairesi,
Sağlık Sosyal ve Yardım Kuruluşları Dairesi, Araştırma ve Planlama
Dairesi'dir.
ITC'ne bağlı Türkmen Birliklerinin genel müdürlüğü
denetiminde olan birlikler de şunlardır:
Türkmen Kadınlar Birliği, Irak Türkmen Ögrenci Birliği,
Irak Türkmen Gençler Birliği, Göçmenler Birliği, Türkmen Edebiyatçılar
Birliği, Türkmen Sanatçılar Birliği, Türkmen Talebe Veliler Birliği,
Türkmen Şehit Aileleri Birliği, Türkmen Özürlüler Birliği, Türkmen
Memurlar Birliği, Türkmen Tüccarlar Birliği, Türkmen Ögretmenler
Birliği, Türkmen Meslekiler Birliği, Türkmen Esnaflar Birliği.
13 Irak Türkmen Cephesi,
www.turkmencephesi.org
14 Irak Türkmen
Cephesi, "Nüfus Yapılanması", http://www.turkmencephesi.org/nufus_yapilanmasi.htm
15 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen
Vizyonu", http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm
16 Bkz.(A/51/496/add.1 8.November.1996) ve (A/52/476/ 15.October.1997)
Ek:3
17 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen Vizyonu",
http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm
|
|
 |